MHP Genel Başkanı Bahçeli: (2)

05
Mart
2018
15:40

’Bize göre anamuhalefet partisi liderinin tutuklanmasıyla ilgili polemikler, demokrasi hayatımıza zarar vermekte, siyasi havayı kirletmektedir. Bilinçli, sistematik, defolu, kara bir kampanya tedavüldedir. CHP ise bundan siyasi çıkar sağlama hevesindedir. Türkiye“yi yabancı ülkelere şikayet eden Sayın Kılıçdaroğlu“nun, ortada fol yok, yumurta yokken, yalnızca Cumhurbaşkanı“nın anlık bir beyanından anormal sonuçlar üretmesi, muhalefetin güçlenmesini kelepçeye bağlaması bize göre trajikomiktir’ ’A
ANKARA (AA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Bize göre anamuhalefet partisi liderinin tutuklanmasıyla ilgili polemikler, demokrasi hayatımıza zarar vermekte, siyasi havayı kirletmektedir. Bilinçli, sistematik, defolu, kara bir kampanya tedavüldedir. CHP ise bundan siyasi çıkar sağlama hevesindedir. Türkiye’yi yabancı ülkelere şikayet eden Sayın Kılıçdaroğlu’nun, ortada fol yok, yumurta yokken, yalnızca Cumhurbaşkanı’nın anlık bir beyanından anormal sonuçlar üretmesi, muhalefetin güçlenmesini kelepçeye bağlaması bize göre trajikomiktir.“ dedi.

Bahçeli, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, terörizmin yalnızca Türkiye’nin sorunu olmadığını vurguladı. Artık sınır aşan, ülke ve coğrafyaları önüne katıp tehdit markajına alan örgütlerin varlığının herkes tarafından bilindiğini aktaran Bahçeli, İspanya’nın Barselona şehrindeki 15 kişinin öldüğü, 100 kişinin yaralandığı terör saldırısını hatırlatarak, İspanya halkına taziyelerini iletti, terörizmi lanetledi.

Terör örgütlerinin yeni yöntemler kullandığına, bomba yerine minibüs, kamyon veya tırları insanların üzerine sürdüğüne dikkati çeken Bahçeli, “Terörün dini, milliyeti, mazereti ve ülkesi yoktur. Ne ibretliktir ki terörizmi arkalayan, terör örgütlerine kucak açan sözde medeni ve gelişmiş ülkeler, belirli aralıklarla tuttukları silahın ters teptiğine şahit olmuşlardır. Namlu tutan elleri övenler, yine aynı ellerce hedef alınmışlardır. Meselenin bir başka tuhaf ve tezat yanı ise silah baronlarının, silah şirketlerinin terör örgütlerini tepeden tırnağa donatmaları, cinayet işlemek için teşvik edip kışkırtmalarıdır.“ dedi.

Bahçeli, dünyada silah satışlarının son beş yılda yüzde 8,4 oranında artış gösterdiğini en çok silah stoklayanların Ortadoğu ve Asya ülkeleri olmasının bir bakıma yaşanan kaosun iç yüzünü ortaya koyduğunu bildirdi. Küresel silah ticaretinin istikrarlı bir yükseliş halinde olduğuna işaret eden Bahçeli, şöyle devam etti:

“Sadece 2016 yılında silaha harcanan para 1 trilyon 686 milyar dolardır. En büyük silah üreten ve satan ülkeler sıralamasında ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Almanya’nın ilk beşe girmesi kanlı bulmacanın, çok bilinmeyenli bulanık denklemin çözümü hakkında ipucu vermektedir. Silah satışlarının yüzde 74’ü adını saydığım bu beş ülke tarafından yapılmaktadır. ABD’nin tek başına silah ticaretinden aldığı pay ise yüzde 33’e dayanmıştır. Almanya’da üretilip Irak’ta satılan, ABD’de üretilip Suriye’de dağıtılan, Rusya’da yapımı tamamlanıp Türkiye’de canilerin önüne atılan kanlı silahlar beşeriyetin ve coğrafyaların mahvına hizmet etmektedir.“

- “ABD silah dağıtmaktan vazgeçmeli“

“Terör örgütleri, silah ve bombası olmadığı takdirde hunhar eylemlerini nasıl gerçekleştirecektir?“ diye soran Bahçeli, “Demek ki, ön kapıda terör kınanırken, arka kapıda silahlar tırlarla terör örgütlerine gitmektedir. Eğer terörizmin kökünün kazınması hakikaten isteniyorsa, yapılması gereken ilk şey şudur; silah şirketleri, insanlık namına, insan hakları adına, kanunsuzluğun tarafı olmamak amacıyla terör örgütlerine silah satılmasına veya sunulmasına kesinkes son vereceklerdir.“ ifadesini kullandı.

Bahçeli, teröristlere verilen her silahın bir mazlumun, bir masumun hayatına kast ettiğine, hedef ülke veya coğrafyaları kana buladığına dikkati çekerek, şu görüşlere yer verdi:

“Bu çerçevede, ABD terör örgütlerine silah dağıtmaktan ön şartsız vazgeçmeli, terör örgütleriyle aynı seviyeye düşmekten dönmelidir. Teröristin elini tetikten çekmesi için tavsiye verilip çağrıda bulunmak yerine, silahtan mahrum etmek en doğru ve akılcı yoldur. İkinci olarak da terör örgütlerinin tüm ekonomik, mali ve insan kaynaklarının kurutulması, hayat damarlarının kesilip atılmasıdır. Haksız ve hukuksuz gayelerle tahakkuk eden her silah veya bomba bölünme ve parçalanmanın tahsilatına, ölüm ve felaketlerin fermanına yol açmaktadır. Teröristin silah bırakmasının yanında, teröriste silah satanların nedamet gösterip yanlıştan dönmeleri acil bir ihtiyaçtır. Türkiye bu tez ve olgunlaştırılıp zenginleştirilecek teklifi Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nda güçlü bir şekilde gündeme getirmeli, muhataplarına karşı en ufak bir sapma ve savsaklama göstermeden savunmalıdır.“

Bahçeli, terörizmin destek almadan var olamayacağına, terör örgütlerinin şiddet saçmadan yaşayamayacağına işaret etti.

- “FETÖ su katılmamış Türk ve İslam düşmanıdır“

“PKK 33 yıldır kan döküyorsa IŞİD devlet kurmaya kadar işi götürebiliyorsa bunun sırrı ve kaynağı öncelikle kendilerinde aranmamalıdır.“ diyen Bahçeli, bu örgütleri vahşi rekabete sokan, kiralayan, himaye eden ve besleyip taşeron olarak tepe tepe kullanan vandal ve kandan nemalanan alçak güçlerin, dökülen kanlardan, alınan canlardan birinci derecede sorumlu ve insanlık suçlusu olduğunu vurguladı.

FETÖ’ye bakıldığında da yine aynı sarih gerçeklerin görüleceğine dikkati çeken Bahçeli, bu kapsam ve sınırlar içinde ABD ve bazı AB ülkelerinin, durumlarını bir kez daha değerlendirmesi gerektiğinin altını çizdi. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

“FETÖ, 15 Temmuz’da Türkiye’nin işgali, hemen ardından bölünmesi ve bölüşülmesi için silah ve bombaya sarılmış emperyalizmin yeni nesil cinayet mimarisidir. FETÖ, su katılmamış Türk, Türkiye ve İslam düşmanı barbar bir çetedir. Başındaki hoca kılıklı hain Pensilvanya’da öfke ve beddua seanslarıyla vakit geçirmekte, çete üyelerinin bir kısmı ülkemizdeki mahkemelerde hesap vermekte, bir kısmı da sığındıkları yabancı ülkelerde keyif sürmektedir. Ederi bir dolar olan FETÖ, insanlığın utanç vesikasıdır. İhanet ve istila göreviyle 15 Temmuz’da darbeye kalkışan FETÖ’cü canilerin son ferdine kadar yedikleri aş, içtikleri su, emdikleri süt burunlarından mutlaka fitil fitil getirilmelidir. FETÖ’yle adalet ölçülerinde hesaplaşılmadığı takdirde, bu süreçte suçlu ve suçsuz ayrımına dikkat edilmediği müddetçe, daha nice 15 Temmuzların yaşanması mukadderdir. Bu hain ve haşhaşi örgütün izinin kazınması ve isminin dahi bir daha anılmaması için müessir bir ortak akıl, muhtevalı bir strateji, mutlak bir adalet müessesesi, ters propagandaları çürütecek muazzez bir fikri temel, sınırları kalın olarak belirlenmiş makul deliller, nereye ulaşılacağını, hangi sonuçların alınacağını öngören muazzam bir görüş derinliği ve de siyasi kararlılık vazgeçilmez önemdedir.“

- “Devlete desteğimiz tamdır“

Bahçeli, devlet yönetiminde rasyonel iradeyi ve koordinasyonu engelleyen pürüzlere son verilmesi, hükümetin ve rejimin meşruiyetiyle ilgili soru ve sorgulamaların son bulması, toplumsal barışı sabote eden, kaygı ve korkuları tetikleyen, mücadeleyi savsaklayan karmaşanın sona erdirilmesinin beklentileri olduğunu aktardı.

Bahçeli, “Pazarcıyla tezgahtarla odacıyla çaycıyla çorbacıyla değil; 15 Temmuz’un aktif planlayıcılarını, sinsi veya sessiz katılımcılarını, ana aktörlerini, ara elemanlarını, siyasi ayakla birlikte Pensilvanya’nın ihanetine umut bağlamış melunları tek tek, isim isim deşifre ederek cezalandırmak kaçınılmaz bir görevdir. Bu hesaplaşma yapılmazsa, tekraren ifade ediyorum ki, vebal herkesin üzerine olacaktır. Bedeli ise yine Türk milleti ödeyecektir.“ değerlendirmesinde bulundu.

“(Bu cemaat benim, bu tarikat benden, şu grup senden) diyerek yine devletin hücrelerine kadar sızma girişimleri gelecekte daha büyük badirelere yol açacaktır. Devlet onun bunun yuvalanacağı, sızıp gizli gündemini icra edeceği bir yer ve yapı değildir.“ diyen Bahçeli, Türkiye’nin varlığının, şu ya da bu partiye bağlı, ona veya buna bağımlı olmayıp 80 milyon millet evladının namus, onur, irade ve ülküleriyle pekiştiğini, güvence ve garantiye alındığını vurguladı.

Türk devletinin FETÖ bataklığını kurutacağını, hain tuzağı bozacağını belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

“Bu konuda hükümetle hemfikir halde devlete desteğimiz tamdır. Mücadeledeki handikapları görüyoruz. ABD ve Avrupa ülkelerinin niyetlerindeki lekeleri, politikalarındaki bozuklukları da biliyoruz. Özellikle Alman siyasetçilerin ipe sapa gelmez ve iç siyasetlerini tahkim için yaptıkları değerlendirme hataları, skandal açıklamaları, yanlı ve terör örgütleriyle aynı kareye düşen sorumsuz ve sakat tavırları gözümüzden kaçmamaktadır. Almanya; yeri gelince demokrat, yeri gelince özgürlükçü, yeri gelince gelişmiş ülke pozuna bürünürken; terör örgütlerine el altından vermiş olduğu örtülemez katkı ve desteklerle de suçüstü yakalanmaktadır. FETÖ Almanya’dadır. PKK, Almanya’da cirit atmaktadır. Adil Öksüz isimli teröristin Türkiye’den nasıl çıktığı, hangi yol ve vasıtalarla çıkarıldığı, kimlerle telefonlaştığı muammadır, gizemini korumaktadır. Almanya hükümeti, bu şerefsizin ülkesinde olduğunu ne doğrulmakta ne de yalanlamaktadır.“

- “İncirlik Üssü’nün payı var mı?“

“FETÖ’cü Öksüz’ü kimler, hangi amaçla neyi gizlemek, nelerin önüne geçmek için Türkiye’den bir gece yarısı kaçırmışlardır? Adana İncirlik Üssü’nün bu işte bir payı var mıdır? Alman veya ABD Büyükelçisinin dahli söz konusu mudur?“ sorularını yönelten Bahçeli, Almanya’nın FETÖ firarileriyle yanak yanağı olduğuna dikkati çekti.

Bahçeli, şöyle dedi:

“Darbeye karışmış hainler bu ülkeye yerleşmişler, adeta zırha büründürülmüşlerdir. Bu ne ahlaksızlıktır? Bu ne kendini bilmezliktir? Almanya firari sanıkları derhal, beklemeksizin, bekletmeksizin ülkemize iadesini sağlamalıdır. Adil Öksüz için Almanya’ya verilen nota da meşru, haklı ve son derece yerindedir. Bu ülkenin 15 Temmuz’da parmağı yoksa, yakasını ele verecek bir açığı bulunmuyorsa ve de casusları eliyle ihanete ortak değilse korkacağı, çekineceği bir durum da doğaldır ki olmayacaktır. Türkiye, Almanya’ya 4 bin 500 teröristin dosyasını vermesine rağmen, ne bir geri dönüş ne de gereğini yapacak bir asalet henüz görülmüş değildir.“

Almanya’da 24 Eylül’de yapılacak genel seçimler öncesi Türkiye’nin iç siyasete fütursuzca malzeme yapıldığını belirten Bahçeli, “Korkuya kapılan Merkel, dilinin ayarını kaçırmıştır. Tehditvari bir üslupla Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmeyeceğini söyleyerek AB’nin diğer 27 üye ülkesinin iradesini yok saymıştır. İnsanlık değerlerinin gümrüğüne takılanlar, müttefiklik ilişkisinin gümrüğünde sıkışanlar, edep ve haya gümrüğünden gerisin geriye çevrilenler, yüzsüzce kalkmışlar Gümrük Birliği Anlaşması’yla şantaja yeltenmişlerdir. Alman yönetimine sesleniyorum, tehdit korkak ve basit insanların marifetidir.“ ifadesini kullandı.

Teröristlerle düşüp kalkanların, darbecilerle bir olup tezgah kuranların biraz utanmaları varsa biraz medeniyet mürekkebi yalamışlarsa girdikleri uçurumlarla dolu yoldan dönmenin çarelerini araması gerektiğine işaret eden Bahçeli, “Türk milleti, Almanya’nın şamar oğlanı, kum torbası, stres topu, canı sıkılınca azarlayacağı tutsak ve aciz bir yığın, kuru bir kalabalık değildir. Herkes haddini bilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, önüne gelenin posta koyacağı, parmak sallayıp hizaya getireceği yeni yetme çadır devleti hiç değildir. Bu çerçevede MHP, dış politikada hükümet ve devletin yanındadır, Almanya’ya karşı izlenen politikaları doğru bulduğundan, samimiyetle desteklemektedir.“ görüşlerine yer verdi.

- “Başlarında paralansın zillet gümrük anlaşmaları“

Devlet Bahçeli, 16 Nisan halk oylaması öncesi hayır cephesinde çalışan Almanya’nın hayırsızlığın mihrakı olmasının kendisine bir şey kazandırmayacağını bildirdi. Bahçeli, “Adalet yürüyüşü yapan CHP’nin, adalet nöbeti tutan HDP’nin, bu iki sütkardeşi partiye asgari programlarda ittifak çağrısı yapan Kandil elebaşlarının Almanya ile aynı safta yer alması normaldir, tencere yuvarlanmış kapak yerini bulmuştur.“ ifadesini kullandı.

“Gümrük Birliği, güncellenmeyecekse haksız rekabetin önüne geçilemeyecekse, Türkiye devamlı kayıp ve zarar içinde kıvranacaksa, onların olsun zelil anlaşma, başlarında paralansın zillet gümrük anlaşmaları. Ve de onlardan korkan onlar gibi olsun.“ diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Almanya Dışişleri Bakanı’nın, Türkiye’ye yönelik önlemlerin sertleştirilmesiyle ilgili ucube düşünce ve telkinleri ise ayaklarımızın altında çiğnenmeyi hak etmektedir. Türkiye’nin Alman halkıyla problemi yoktur, olamayacaktır. Mevcut Alman yönetimi aklını başına almadan iki ülke arasındaki kalıcı huzur, işbirliği ve istikrar kanallarının açılması zor görülmektedir. Burada sorumluluk ve sağduyu öncelikle Almanya tarafından gösterilmelidir. Kaldı ki Gümrük Birliği uygulamalarından kaynaklanan sorunlar da bilinmektedir. Başbakan Merkel eğer bunu siyasi silah olarak kullanacaksa, orada ne anlaşmanın devamından ne de kalıcı bir uzlaşmadan bahsetmek mümkün olacaktır. Türkiye’nin sınır ve gümrük kapılarını ardına kadar açarak giden gider, gelen gelir deme hakkı da artık doğmuş sayılacaktır.“

- “Şimdiden ısmarlama siyasi çalışmalar başladı“

Anamuhalefet partisi liderinin, MİT tırlarıyla ilgili bir dava dahilinde tutuklanma ihtimali üzerinde günlerdir yazılıp çizildiğini, yabancı devlet ve siyaset adamlarının konuyla ilgili görüşlerini açıkladığını anımsatan Bahçeli, şunları ifade etti:

“Bize göre ana muhalefet partisi liderinin tutuklanmasıyla ilgili polemikler demokrasi hayatımıza zarar vermekte, siyasi havayı kirletmektedir. Bilinçli, sistematik, defolu, kara bir kampanya tedavüldedir. CHP ise bundan siyasi çıkar sağlama hevesindedir. Türkiye’yi yabancı ülkelere şikayet eden Sayın Kılıçdaroğlu’nun ortada fol yok yumurta yokken, yalnızca Cumhurbaşkanı’nın anlık bir beyanından anormal sonuçlar üretmesi, muhalefetin güçlenmesini kelepçeye bağlaması bize göre trajikomiktir. Kanunlar önünde herkes eşittir. Mevki ve makamı ne kadar yüksek olursa olsun, bir suça karışmış veya taammüden suç işlemiş birisi varsa elbette her sade Türk vatandaşı gibi hukuki sorumluluğu doğacak ve hakim önüne çıkacaktır. Milletvekilliği dokunulmazlığının hangi hallerde geçerli olacağı ise bilinen bir gerçektir.“

Bahçeli, Kılıçdaroğlu ile ilgili sıcak tartışma ortamının kasten dolaşımda tutulduğunu, bunun iç ve dış ayakları bulunduğunu bunun da açıkça görülmesi gerektiğini bildirdi. MHP’nin, hukukun üstünlüğüne inandığını, demokrasinin erdem ve emanetlerine bağlı ve sadık olduğunu belirtti.

Ülkenin çıkmaza sürüklenmesini, bitap ve yorgun düşmesini projelendiren kriz havarilerinin, dış destek ve motivasyonlu karanlık çevrelerin telaşının dikkat çekici olduğuna işaret eden Bahçeli, şunları kaydetti:

“Demokrasimizi baltalamaya çalışanların ısrarı ortadadır. Bozgunculuktan fırsat umanların, kargaşaya ümit bağlayanların varlığı gizlenemeyecek kadar açıktadır. Türkiye’nin yönetilemez, ekonomik ve siyasi operasyonlarla belini doğrultamaz, sosyal çalkantılarla ayakta duramaz bir ülke olması yönünde yoğunlaşmış bir gayret vardır. Gayri milli odakların yüzlerine kan, gözlerine fer gelmiştir. 2019 seçim yılı için şimdiden ısmarlama siyasi çalışmalar başlamıştır. Ancak başaramayacaklar, amaçlarına asla ulaşamayacaklardır. Türk milleti gösterimde tutulan bayağı senaryonun bilincindedir.“

Devlet Bahçeli, konuşmasını Sezai Karakoç’un “Onlar sanıyorlar ki...“ dizeleriyle bitirirken vatandaşların yaklaşan Kurban Bayramı’nı kutladı.

(Bitti)

Anadolu Ajansı tarafından geçilen 'Anadolu Ajansı Haberler' bölümünde yer alan haberler, Belge.com.tr editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanalından geldiği şekliyle yer almaktadır. Bu alanda yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanstır.