ANASAYFA GÜNCEL EKONOMİ SPOR SİYASET EĞİTİM YAŞAM DÜNYA KÜLTÜR - SANAT SAĞLIK TEKNOLOJİ 3. SAYFA

Dr. Olga Gökbulut Değerlendirdi: 2026’da Ruh Sağlığını Etkileyen Yeni Riskler

23.07.2026 12:13:00

Ruh sağlığını etkileyen faktörler artık sadece bireysel yaşam olayları ile sınırlı değildir. Dijital teknolojilerin günlük yaşamın merkezine yerleşmesi, ekonomik belirsizlik, iklim kaynaklı kaygılar, sosyal bağların zayıflaması ve sürekli çevrim içi olma baskısı, 2026 yılında psikolojik dayanıklılığı zorlayan başlıca konular arasında ön plana çıkmaktadır. Bu riskler herkeste aynı sonucu göstermese de uzun süre devam etmesi durumunda kaygı, çökkünlük, uyku sorunları, dikkat güçlüğü ve tükenmişlik belirtilerini artırabilmektedir.

İzmir Psikiyatri Dr. Olga Gökbulut, yeni dönemde ruh sağlığını korumanın yalnızca belirtiler ortaya çıktığında destek almakla sınırlı görülmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Günlük alışkanlıkların, sosyal ilişkilerin, dijital kullanım biçiminin ve stres kaynaklarının birlikte değerlendirilmesi, kişinin kendisindeki değişimleri erken fark edebilmesi açısından önem taşıyor. Özellikle günlük işlevselliği bozan, haftalarca süren veya giderek şiddetlenen belirtilerde profesyonel değerlendirme geciktirilmemelidir.

Yapay Zekayla Kurulan Duygusal Bağlar Yeni Bir Risk Alanı

2026’nın dikkat çeken başlıklarından biri, yapay zeka destekli sohbet uygulamalarının yalnızlık, kaygı veya duygusal sıkıntı yaşayan kişiler tarafından bir destek aracı gibi kullanılmaya başlanmasıdır. Bu uygulamalar bazı kişilere kısa süreli rahatlama sağlayabilir veya düşüncelerini düzenlemelerine yardımcı olabilir. Ancak yapay zekanın klinik değerlendirme yapabilen, etik sorumluluk taşıyan ve kişinin öyküsünü bütüncül biçimde izleyen bir ruh sağlığı uzmanının yerini tutması mümkün değildir.
Amerikan Psikoloji Birliği, 2025 yılında yayımladığı değerlendirmede üretken yapay zeka sohbet araçları ile iyi oluş uygulamalarının güvenliği ve etkinliği konusunda yeterli bilimsel kanıt bulunmadığını bildirdi. Kurum, özellikle çocuklar, ergenler ve psikolojik açıdan kırılgan kişiler için daha güçlü koruyucu önlemlere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Bu nedenle yapay zekayla kurulan ilişkinin insan temasının yerini alıp almadığı ve profesyonel yardım arayışını geciktirip geciktirmediği dikkatle izlenmelidir.

Sürekli Ekran Maruziyeti Uyku ve Duygu Durumunu Etkileyebilir

Telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı artık yalnızca eğlenceyle sınırlı değil. Çalışma, eğitim, haber takibi ve sosyal iletişim de büyük ölçüde ekranlar üzerinden yürütülüyor. Sorun çoğu zaman ekranın varlığından değil, kullanım sınırlarının kaybolmasından kaynaklanıyor. Gece geç saatlere kadar bildirimlere maruz kalmak, yatakta içerik tüketmek ve gün boyunca sık sık uygulamalar arasında geçiş yapmak zihinsel uyarılmayı artırabiliyor.
CDC tarafından 2025’te yayımlanan araştırmada, günde dört saat veya daha fazla ekran kullanan ergenlerde düzensiz uyku, yeterince dinlenememe, kaygı ve depresyon belirtilerinin daha sık görüldüğü bildirildi. Bu bulgular tek başına doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi göstermese de ekran süresi, uyku düzeni, fiziksel hareket ve ruhsal belirtilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Özellikle sabah yorgunluğu, dikkat dağınıklığı, tahammülsüzlük ve uykuya geçişte güçlük belirginleştiğinde dijital alışkanlıkların gözden geçirilmesi önemlidir. Yatmadan önce ekran kullanımının sınırlandırılması, bildirimlerin kapatılması ve uyku saatlerinin mümkün olduğunca düzenli tutulması koruyucu olabilir.

Yalnızlık Kalabalıklar İçinde de Yaşanabiliyor

Sosyal medyada birçok kişi ile bağlantı halinde olmak, kişinin kendisini gerçekten anlaşılmış ve desteklenmiş hissettiği anlamına gelmemektedir. Yüzeysel etkileşimlerin artarken güvene dayalı ilişkilerin azalması, “bağlantılı ama yalnız” bir yaşam biçimini güçlendirmektedir.
Dünya Sağlık Örgütünün 2025 tarihli Sosyal Bağlantı Komisyonu raporu, yalnızlık ve sosyal izolasyonun dünya genelinde yaygın olduğunu ve sağlık üzerindeki etkilerinin yeterince fark edilmediğini vurguluyor. Raporda sosyal bağların, fiziksel ve ruhsal sağlık kadar önemli bir sağlık bileşeni olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Ruh sağlığı açısından koruyucu olan yalnızca sosyal çevrenin büyüklüğü değil, ilişkilerin niteliğidir. Düzenli yüz yüze temas, ortak etkinlikler, güvenilir kişilerle açık iletişim ve ihtiyaç halinde yardım isteyebilmek psikolojik dayanıklılığı destekler. Kişinin giderek içe kapanması, görüşmeleri sürekli ertelemesi veya ilişkilerini yalnızca dijital ortamla sınırlandırması dikkate alınmalıdır.

İklim Kaygısı ve Gelecek Belirsizliği

Aşırı hava olayları, çevresel kayıplar ve geleceğe ilişkin belirsizlik, özellikle gençlerde iklim kaygısı olarak tanımlanan duygusal yükü artırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, 2025 yılında yayımladığı çevre ve ruh sağlığı rehberinde iklimle ilişkili ruh sağlığı risklerinin afet hazırlıklarına ve kamu politikalarına dahil edilmesi gerektiğini belirtti.
Kaygı, gerçek bir tehdide karşı verilen anlaşılır bir tepki olabilir. Ancak kişinin eğitimini, işini, ilişkilerini veya günlük sorumluluklarını sürdürememesine yol açtığında profesyonel olarak değerlendirilmesi gerekir. Ekonomik baskılar, iş güvencesizliği ve geleceğe ilişkin kontrol kaybı da bu kaygıyı ağırlaştırabilir.

Bilgi Kirliliği Sürekli Tehdit Algısı Oluşturabilir

Sosyal medya akışlarında afet, savaş, ekonomik kriz ve sağlık haberlerine aralıksız maruz kalmak, kişinin dünyayı sürekli tehlikeli bir yer olarak algılamasına neden olabilir. Kötü haberleri tekrar tekrar takip etme davranışı, başlangıçta belirsizliği azaltma amacı taşısa da zamanla kaygıyı besleyen bir alışkanlığa dönüşebilir.
Haberleri günün belirli saatlerinde takip etmek, doğrulanmış kaynakları tercih etmek ve yatmadan önce gündem içeriklerinden uzaklaşmak zihinsel yükün sınırlandırılmasına yardımcı olabilir. Buradaki amaç gündemden tamamen kopmak değil, bilgiyle kurulan ilişkiyi daha kontrollü hâle getirmektir.

Ne Zaman Psikiyatrik Değerlendirme Gerekir?
Uyku ve iştah değişiklikleri, sürekli kaygı, belirgin isteksizlik, yoğun öfke, dikkat sorunları, sosyal geri çekilme veya günlük sorumlulukları sürdürmede güçlük iki haftadan uzun devam ediyorsa profesyonel değerlendirme düşünülmelidir. Şiddetli veya rahatsız edici belirtilerin iki hafta ya da daha uzun sürmesi durumunda sağlık uzmanına başvurulması önerilmektedir.
Kendine zarar verme düşünceleri, gerçeklikle bağın zayıflaması, ağır ajitasyon veya kişinin güvenliğini tehdit eden davranışlar varsa beklenmeden acil destek alınmalıdır. Bu tür belirtiler, hızlı ve uzman değerlendirmesi gerektiren önemli uyarı işaretleridir.
2026’da ruh sağlığını korumanın temel yaklaşımı teknolojiden tamamen uzaklaşmak veya bütün stres kaynaklarını ortadan kaldırmak değildir. Asıl hedef; dijital sınırlar oluşturmak, uyku ve hareket düzenini korumak, nitelikli sosyal bağları güçlendirmek ve belirtileri erken dönemde ciddiye almaktır. Erken değerlendirme, yaşanan güçlüğün nedenini anlamayı ve kişiye uygun bir destek planı oluşturmayı kolaylaştırır.
 
 
DİĞER HABERLER